PEREK 34

1. Moşe, Moav ovalarından, Yeriho’nun karşısındaki Nevo dağına, [oradaki] uçurumun başına çıktı. Tanrı ona Ülke’nin tümünü gösterdi: Dan’a kadar Gilad’ı,

2. tüm Naftali’yi, tüm Efrayim topraklarını, Menaşe’yi ve tüm Yeuda topraklarını

– Akdeniz’e kadar;

3. Negev’i, Ova’yı, “Hurma Şehri” Yeriho’nun vadisini – Tsoar’a kadar.

4. Tanrı ona [şöyle] dedi: “Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a ‘Onu soyuna vereceğim’ diyerek yemin etmiş olduğum ülke budur. Onu sana gözlerinle [göreceğin şekilde] gösterdim; ancak oraya geçmeyeceksin.”

5. Tanrı’nın kulu Moşe, Tanrı’nın Sözü üzerine, orada, Moav Ülkesi’nde öldü.

6. [Tanrı] Onu Moav Ülkesi’ndeki ovada, Bet-Peor’un karşısında gömdü. [Moşe’nin] Mezarını bu güne kadar kimse bilmedi.

7. Moşe, öldüğünde 120 yaşındaydı; gözü keskinliğini kaybetmemiş, dinçliği [onu] terk etmemişti.

8. Bene-Yisrael Moşe için Moav ovalarında otuz gün ağladılar. Moşe’nin yasının ağlama günleri sona erdi.

9. Yeoşua bin Nun bilgelik ruhuyla dolmuştu, zira Moşe ellerini onun üstüne dayamıştı. Bene-Yisrael onu dinlediler ve Tanrı’nın Moşe’ye emretmiş olduğu şekilde yaptılar.

10. Yisrael’de Moşe gibi bir peygamber daha çıkmadı. Tanrı onu yüz yüze bilmişti –

11. Tanrı’nın, Mısır Ülkesi’nde Paro’ya, tüm tebaasına ve tüm ülkesine karşı yapmak üzere onu gönderdiği tüm işaretler ve harikalar için

12. ve Moşe’nin, tüm Yisrael’in gözleri önünde ortaya koyduğu kuvvetli elin tümü için ve büyük dehşetin bütünü için.

PEREK 33

1. Ve Tanrı’nın adamı Moşe’nin, ölümünden önce Bene-Yisrael’e verdiği beraha budur.

2. [Şöyle] Dedi: “Aşem Sinay’dan geldi; onlara Seir’den ışıdı, Paran dağından göründü ve kutsiyetin on binlerinden [bir kısmıyla] geldi. Sağından kanun ateşini [getirdi] onlara.

3. “Üstelik halklara sevgi gösterdi: Tüm kutsalları Elinde! Onlar da Ayağına toplandılar; Sözlerin’i üstlendiler:

4. “‘Moşe’nin bize emrettiği Tora, Yaakov Cemaati’nin miraslığıdır’ [dediler].

5. “Yeşurun’da Kral oldu halkın başları toplandığında, Yisrael’in kabileleri birlik içindeyken.

6. Reuven yaşasın ve ölmesin; bireyleri [hep] sayı [dâhilinde] olsun.”

7. Ve bu Yeuda’ya… Ve [Moşe] dedi: “Dinle ey Aşem, Yeuda’nın sesini; ve halkına getir onu. Elleri savaşsın onun için ve [Sen,] hasımlarına karşı yardımcı ol [ona].

8. Ve Levi hakkında [şöyle] dedi: “Tumimin ve Urimin sadık adamına [yakışır] – ki onu Masa’da denemiş, Tartışma Suları’nda sınamıştın.

9. “Babası ve annesi için ‘Onu görmedim’ diyendir o! Kardeşlerini tanımamış ve oğullarını bilmemişti; zira Deyişin’i gözetmişlerdi ve Antlaşman’ı muhafaza edeceklerdi.

10. “Öğretecekler kanunlarını Yaakov’a ve Toran’ı Yisrael’e. Yerleştirecekler Huzurun’a tütsü ve Mizbeahın’ın üstüne tamamen [yakılan korbanları].

11. “Mübarek kıl, ey Aşem, onun kuvvetini – ve ellerinin eylemine rıza göster. Kalça kemiklerini kır [ona karşı] kalkanların ve ona nefret besleyenlerin – [ki bir daha] kalkamasınlar.”

12. Binyamin hakkında [şöyle] dedi: “Tanrı’nın sevgilisi, güvenle barınacaktır O’nun yanında. [Şehina] Gün boyu siper olur ona ve omuzları arasında barınır.”

13. Ve Yosef hakkında [şöyle] dedi: “Aşem’in mübarek kıldığıdır toprağı – göklerin lezzetiyle, çiyle ve derinlerde yatan suyla,

14. güneşin [olgunlaştırdığı] ürünlerin lezzetiyle ve ayların mahsulünün lezzetiyle,

15. kadim dağların başıyla ve ebedi tepelerin lezzetiyle,

16. toprak ve onu dolduranların lezzetiyle ve çalılıkta Barınan’ın rızasıyla. “Gelsin [bu beraha] Yosef’in başına ve kardeşleri arasında seçkin olanın tepesine.

17. “Behordur boğası; görkemlidir ve reem boynuzlarıdır boynuzları. Onlarla halklara boynuz vuracak birlikte yeryüzünün uçlarına – ve onlar, Efrayim’in on binleri ve Menaşe’nin binleridir.”

18. Ve Zevulun hakkında [şöyle] dedi: “Neşelen Zevulun [sefere] çıktığında; ve Yisahar – çadırlarında.

19. “Halkları dağa çağıracaklar; orada gerçek kesimler yapacaklar. “Çünkü denizlerin bolluğuyla emzirilecekler – ve kumlarda gömülü definelerle.”

20. Ve Gad hakkında [şöyle] dedi: “Gad’ı geniş kılan [Tanrı] Mübarek’tir. “Heybetli bir aslan gibi barınır – ve kol kopartır; hem de kafa.

21. “İlk kısmı kendisi için [uygun] gördü; nitekim orada [olacaktı] kanun koyucunun gizli payı. Halkın başları [olarak] geldi; Tanrı[’nın Gözü’nde] doğru olanı yaptı – ve Yisrael’le hukukunu.”

22. Ve Dan hakkında [şöyle] dedi: “Dan, aslan yavrusudur; Başan’dan sıçrayacaktır.”

23. Ve Naftali hakkında [şöyle] dedi: “Naftali memnundur ve Tanrı’nın bereketiyle doludur. Denizi ve güneyi[ni] miras al!”

24. Ve Aşer hakkında [şöyle] dedi: “Oğullardan mübarektir Aşer. Kardeşlerinin sevgilisi olacak ve yağa daldıracak ayağını.

25. “Demir ve bakırdır ‘sürgü’n; ve günlerin gibidir akanların.

26. “Tanrı gibisi yoktur ey Yeşurun! Yardımındadır Egemen Olan göklere – ve Haşmeti’yle gök kubbelerine.

27. [Orasıdır] Kadim Tanrı’nın meskeni; ve aşağıdadır dünyanın kolları. Düşmanı [senin] önünden kovdu ve dedi: “İmha et!”

28. [Böylece] Yisrael, tahıl ve şıra diyarında güvenle, yalnız barınacak – Yaakov gibi. Gökleri de çiy damlatacak.

29. Ne mutlu sana ey Yisrael! Kim senin gibidir, ey, yardım Kalkanın ve gurur Kılıcın olan Aşem tarafından kurtarılan halk! Düşmanların sana yalan söyleyecek, ama sen onların yükseklerini ayak altına alacaksın.

PEREK 32

1. Kulak verin ey gökler – konuşacağım!

Ve duysun yeryüzü ağzımın sözlerini!

2. Yağmur gibi damlasın öğretim,

Çiy gibi aksın deyişim;

Yeşilliğin üstünde fırtına gibi,

Ve çimin üstünde yağmur damlaları gibi.

3. Aşem’in İsmi’yle seslendiğimde

Teslim edin Tanrımız’ın Büyüklüğü’nü.

4. Kaya! Eylemi mükemmeldir,

Zira tüm yolları adalettir.

Güven Tanrısı; haksızlık yok!

Dürüst ve doğrudur O.

5. Yıkım O’nun değil; çocuklarının kusurudur.

Çarpık ve tutarsız nesil!

6. Aşem’e mi bununla karşılık veriyorsunuz,

Nankör ve akılsız halk?!

O senin Baban, senin Sahibin değil mi?

O yaptı seni; ve seni [O] pekiştirdi!

7. Ezel günlerini hatırla,

Anlayın her bir neslin yıllarını.

Babana sor, anlatsın sana,

Bilgelerine – ve söylesinler sana.

8. Miras dağıtırken Yüce [Tanrı], uluslara,

Ayırırken insanoğullarını,

Belirlemişti sınırlarını halkların

Bene-Yisrael’in sayılarına göre.

9. Çünkü Aşem’in payı, Halkı’dır,

Yaakov[’dur O’nun] miras payı.

10. Çöllük bölgede bulmuştu onu

Issızlıkta, ulumalar[ın olduğu] çoraklıkta.

Sarmaladı onu, dikkatini ona verdi,

Gözünün bebeği gibi korudu onu.

11. Yuvasını uyandıran bir kartal gibi,

Yavrularının üzerinde havada asılı duran,

Kanatlarını gerip [yavrusunu üstüne] alan

Onu teleği üstünde taşıyan.

12. Aşem tek başına yönlendirdi onu

Ve yoktu onunla [başa çıkabilecek] yabancı bir güç.

13. Bindirdi onu yeryüzünün en yüksek yerlerine,

Ve tarlanın olgun ürünlerini yedi,

Onu taş kütlesinden balla emzirdi

Ve sert kayadan yağla.

14. Sığır kreması ve davar sütü,

[Ve besili] Kuzuların içyağıyla

Başan’da yetişmiş koçlar ve tekeler,

[Ve] Böbrek [gibi] buğdayın en iyisiyle.

Üzümün kanını leziz şarap [halinde] içiyordun!

15. Ama Yeşurun şişmanladı ve tekmeledi,

Şişmanladın, kalınlaştın, yağ bağladın.

Onu yapan Tanrı’yı terk etti

Kurtuluşunun Kayası’na nankörlük etti.

16. Kıskandırıyorlardı O’nu yabancılarla,

İğrençliklerle öfkelendiriyorlardı O’nu.

17. İlahi [güçleri] olmayan cinlere [kurban] kesiyorlardı,

Tanrı [diye] tanımış olmadıkları.

Yeniydiler, yakınlarda gelmişlerdi,

Onlardan ürpermemişti atalarınız.

18. Seni doğuran Kaya’yı yok saymıştın,

Unutmuştun seni hâsıl eden Güç’ü.

19. Gördü Aşem ve hor gördü [Yisrael’i]

Oğullarının ve kızlarının [O’nda yarattığı] öfkeden;

20. Ve dedi: Gizleyeyim Yüzümü onlardan,

Görürüm ne [olacak] sonları!

Çünkü döneklik neslidir onlar,

İmanları olmayan çocuklar.

21. Onlar Beni tanrı-olmayanla kıskandırdılar,

Saçmalıklarıyla öfkelendirdiler Beni.

Ben de onları halk-olmayanla kıskandıracağım,

Nankör bir ulusla öfkelendireceğim onları.

22. Zira bir ateş alevlendi Burnumda,

En alçak derinliklere kadar tutuştu.

Toprağı ve ürünlerini tüketti

Dağlara kurulu olanları yaktı.

23. Üzerlerine kötülükler yığacağım.

Oklarımı onların üzerinde tüketeceğim.

24. Açlıktan kavrulmuş ve ateşten tükenmiş,

Acı felaketle [hayattan] kopartılmış [hale gelecekler]

Hayvanların [ölümcül] ısırıklarını salacağım üstlerine

Tozda sürünenlerin ağılarıyla.

25. Dışarıda kılıç can alacak

Odalarda ise dehşet.

Hem genç erkek hem bakire,

Ak saçlı adamla emzikteki bebek.

26. Demiştim: “Sahipsiz bırakayım onları,

“İnsan [ırkı içinde] hatıralarına son vereyim.”

27. Düşmanın birikmiş öfkesi olmasa [yapardım da]!

Hasımları yabancı [güçlere] yormasınlar,

“Elimiz üstün geldi” diyemesinler,

“Tüm bunları Aşem eylemedi” [sanmasınlar diye yapmadım.]

28. Zira nasihatten yoksun bir ulustur onlar

Ve kendilerinde anlayış yoktur.

29. Eğer akıllı olsalardı idrak ederlerdi şunu,

Anlarlardı sonlarını.

30. Nasıl kovalar bir, bini,

Ve iki, on bini [nasıl] kaçırır,

Eğer [onların] Kayası onları satmış olmasa,

Ve Aşem onları teslim etmiş olmasa?!

31. Zira Kayamız gibi değil kayaları

Düşmanlarımız [bile] yargılar [bu gerçeği].

32. [Ama yapmıyorlar,] Çünkü Sedom asmasındandır asmaları,

Ve Amora tarlalarındandır [tarlaları];

Üzümleri zehirli üzümlerdir,

Acı salkımlardır onlarınki.

33. Yılan ağısıdır şarapları,

Engereklerin amansız zehri.

34. Yanımda saklı değil mi o?

Hazinelerimde mühürlü!

35. Benimdir intikam ve ödetme

Ayaklarının tökezleyeceği zamana.

Zira felaket günleri yakındır,

Ve olacaklar, onlara [doğru gelecek] hızla.

36. Aşem, Halkı’nın yargısını gerçekleştireceği zaman,

Ve kulları hakkında[ki kararını] değiştireceği;

Göreceği zaman kuvvetin tükendiğini,

Saklanacak veya bırakılacak [hiçbir şeyin] kalmadığını;

37. Diyecek: Hani tanrıları,

Kendisine sığındıkları kaya?

38. [Nerede o ilahlar] Ki kurbanlarının içyağlarını yerler,

Neseh şaraplarını içerler.

Kalksınlar ve size yardım etsinler

Üzerinize koruyucu olsun!

39. Görün, şimdi, ki Benim! Benim O!

Ve yanımda [başka] ilah yoktur.

Ben öldürürüm ve can veririm.

Ezdim ve Ben iyileştireceğim.

Ve yoktur Elimden kurtaracak.

40. Elbet uzatacağım Elimi göklere

Ve diyeceğim: Ebediyen yaşıyorum Ben!

41. Eğer bilersem ışıltısını kılıcımın

Kavrarsa yargıyı Elim,

İntikamla karşılık vereceğim hasımlarıma

Ve nefret besleyenlerime [yaptıklarının karşılığını] ödeyeceğim.

42. Sarhoş edeceğim oklarımı kandan

Ve kılıcım yiyecek et;

Cesetlerin kanından ve tutsaklıktan

Ve düşmanın tecavüzünün başından.

43. Şad edin ey uluslar, Halkı’nı;

Çünkü yerde bırakmayacak kullarının kanını!

Ve intikamla karşılık verecek hasımlarına

Ve kefaret sağlayacak toprağına Halkı.

44. Moşe geldi ve bu şarkının tüm sözlerini halkın duyacağı şekilde söyledi – o ve

Oşea bin Nun.

45. Moşe tüm bu sözleri Yisrael’in tümüne söylemeyi tamamladı.

46. ve onlara, “[Haklarında] Sizi uyardığım tüm sözlere dikkatinizi verin” dedi, “çünkü çocuklarınıza, bu Tora’nın tüm sözlerini özenle yerine getirmelerini emretmelisiniz.

47. Zira sizin için boş bir şey değildir o; çünkü hayatınızdır o! Ve onu miras edinmek üzere oraya [doğru] Yarden’i geçmekte olduğunuz toprağın üzerindeki ömrünüzü bu konu sayesinde uzun kılacaksınız.”

48. O gün içinde Tanrı, Moşe’ye şöyle konuştu:

49. “Moav Ülkesi’nde Yeriho’nun karşısında [bulunan] şu Avarim dağına – Nevo dağına – çık ve Bene-Yisrael’e mülk olarak vermekte olduğum Kenaan Ülkesi’ni gör.

50. Ağabeyin Aaron’un Or Aar’da ölüp halkına katıldığı şekilde, çıkmakta olduğun dağda öl ve halkına katıl.

51. [Bu,] Tsin çölünde [yer alan] Kadeş’teki Tartışma Suları’nda Bene-Yisrael’in içinde Bana karşı ihlalde bulunduğunuz içindir – Beni, Bene-Yisrael’in içinde kutsal kılmadığınız içindir.

52. [Şimdi, dağa çık,] Çünkü Ülke’yi uzaktan göreceksin. Ama oraya – Bene-Yisrael’e vermekte olduğum Ülke’ye – girmeyeceksin.

PEREK 31

1. Moşe gitti ve şu sözleri tüm Yisrael’e söyledi.

2. Onlara [şöyle] dedi: “Ben bugün [tam] 120 yaşındayım. [Artık sizin önünüzde] Çıkıp gelemeyeceğim ve Tanrı bana ‘Bu Yarden’i geçmeyeceksin’ dedi.

3. “Tanrın Aşem – O’dur önüne geçecek olan. Bu ulusları senin önünden o imha edecek ve [sen] onları[n ülkelerini bu sayede] miras alacaksın. Yeoşua – Tanrı’nın söylemiş olduğu gibi, önüne geçecek olan odur.

4. “Tanrı onlara, imha etmiş olduğu Emori kralları Sihon’la Og’a ve ülkelerine yapmış olduğu gibi yapacak

5. ve Tanrı onları önünüze teslim edecek. Onlara, size emretmiş olduğum emrin tümüne uygun olarak [gerekeni] yapacaksınız.

6. “Güçlü ve cesur olun! Korkmayın ve onların önünde kırılmayın. Çünkü Tanrın Aşem – O’dur seninle giden. Seni bırakmayacak ve seni terk etmeyecektir.”

7. Moşe Yeoşua’yı çağırdı ve ona tüm Yisrael’in gözleri önünde “Güçlü ve cesur ol” dedi, “çünkü onlara vereceğine dair atalarına yemin etmiş olduğu ülkeye bu halkla birlikte sen gireceksin ve onlara [Ülke’deki] mülklerini sen vereceksin.

8. Ve Tanrı – O’dur önünde giden. O seninle olacak, seni bırakmayacak ve seni terk etmeyecektir. Korkma ve [cesaretin] kırılma[sın].”

9. Moşe bu Tora’yı yazdı ve onu Levi-oğulları [olan ve] Tanrı’nın Antlaşma Sandığı’nı taşıyan Koenler’e ve Yisrael’in tüm ileri gelenlerine teslim etti.

10. Moşe onlara şöyle emretti: “[Her] Yedi yılın bitiminde, Şemita yılı vaktinde, Sukot bayramında

11. tüm Yisrael [Tanrı’nın] seçeceği yerde Tanrın Aşem’in Huzuru’nda görünmek üzere geldiği zaman, bu Tora’[dan bazı kısımları] tüm Yisrael’in karşısında, duyacakları şekilde oku.

12. [Bu amaçla] Halkı – erkekleri, kadınları, çocukları ve şehirlerindeki Gerler’i

– bir araya topla. Bu sayede dinleyecekler, öğrenecekler ve Tanrınız Aşem’e yönelik huşu hissederek, bu Tora’nın tüm sözlerini titizlikle yerine getirecekler.

13. Bilmeyen çocukları da dinleyecekler ve onu miras almak için Yarden’i o yönde geçmek üzere olduğunuz toprağın üzerinde yaşadığınız tüm günler boyunca Tanrınız Aşem’den çekinmeyi öğrenecekler.”

14. Tanrı, Moşe’ye “İşte, günlerin ölüme yaklaştı” dedi. “Yeoşua’yı çağır, [ikiniz] Buluşma Çadırı’nda hazır bekleyin ve ona talimat vereyim.” Moşe – ve Yeoşua – gitti ve [birlikte] Buluşma Çadırı’nda hazır durdular.

15. Tanrı Çadır’da, bulut sütununda göründü ve bulut sütunu Çadır’ın girişi yakınında durdu.

16. Tanrı, Moşe’ye “İşte sen, atalarınla yatmak üzeresin” dedi. “Ama bu halk kalkıp, oraya – içine girmek üzere olduğu Ülke’deki yabancıların ilahlarının ardından yoldan çıkacak ve Beni terk ederek, onunla yapmış olduğum Antlaşmam’ı ihlal edecek.

17. O gün ona karşı öfkem alevlenecek; onları terk edeceğim ve Yüzüm’ü onlardan gizleyeceğim. [Düşmanlarına kolay] Av olacak; çok sayıda kötülükler ve sıkıntılar onu bulacak. “O gün ‘Tüm bu kötülükler, Tanrım aramda olmadığı için beni bulmuş değil mi?’ diyecek.

18. Ama o gün Ben, yapmış olduğu tüm kötülük nedeniyle – zira başkalarının ilahlarına yöneldi – Yüzüm’ü tamamen gizleyeceğim.

19. “Şimdi; kendinize şu şarkıyı yazın. Onu Bene-Yisrael’e öğret [ve] ağızlarını ona alıştır. Bu sayede bu şarkı Bene-Yisrael’e karşı Benim şahidim olacaktır.

20. “[Bu şahitliğe ihtiyaç var,] Çünkü onu, atalarına yemin etmiş olduğum, süt ve balın aktığı toprağa getireceğim [zaman, o] yiyecek, doyacak ve lüks içinde yaşayacak, [sonra da] başkalarının ilahlarına yönelerek onlara tapacak, [böylece] Beni horlayarak [aynı zamanda] Antlaşmam’ı ihlal edecek.

21. Ve [işte, bunun sonucunda] çok sayıda kötülük ve sıkıntılar onu bulacağı zaman bu şarkı ona karşı şahit olarak tanıklık edecek; zira [bu şarkı] onun soyu tarafından hiçbir zaman unutulmayacak. “[Onun bu duruma düşeceği belli,] Çünkü onun doğasını, bugün, [yani] onu

henüz [hakkında] yemin etmiş olduğum Ülke’ye getirmemişken [bile] yaptıklarını biliyorum.”

22. Moşe bu şarkıyı o gün yazdı ve onu Bene-Yisrael’e öğretti.

23. [Tanrı] Yeoşua’ya [da] emrederek “Güçlü ve cesur ol” dedi, “çünkü Bene-Yisrael’i, onlara [vereceğime] yemin etmiş olduğum Ülke’ye sen getireceksin; ve Ben, seninle olacağım.”

24. Moşe bu Tora’nın sözlerini en sonuna kadar kitaba yazmayı tamamladığında,

25. Moşe, Tanrı’nın Antlaşma Sandığı’nı taşıyan Leviler’e şöyle emretti:

26. “Bu Tora kitabını alıp Tanrınız Aşem’in Antlaşma Sandığı’nın yan tarafına yerleştirin. Orada senin için şahit olacaktır;

27. zira isyankârlığını ve boyun eğmezliğini biliyorum. İşte, bugün henüz ben sizinle birlikte hayatta iken bile Tanrı’ya karşı isyankâr oldunuz; hele ölümümden sonra [neler yapmazsınız]!

28. “Tüm kabile ileri gelenlerinizi ve polislerinizi bana toplayın. Bu sözleri onların kulaklarına söyleyecek ve göklerle yeryüzünü onlara karşı şahit göstereceğim.

29. Çünkü biliyorum ki ölümümden sonra iyice yozlaşacak, size emretmiş olduğum yoldan sapacaksınız. [Bu yüzden] Günlerin sonunda başınıza kötülük gelecek, zira Tanrı’nın Gözü’nde kötü olanı yapıp, ellerinizin işiyle O’nu öfkelendireceksiniz.”

30. [Böylece] Moşe, şu şarkının sözlerini tüm Yisrael Cemaati’nin duyacağı şekilde, sonuna kadar söyledi:

PEREK 30

1.Ve tüm bunlar – önüne yerleştirmiş olduğum beraha ve lanet – başına geleceği zaman, Tanrın Aşem’in seni sürmüş olduğu tüm ulusların içindeyken kalbinde derinlemesine düşünecek

2. ve Tanrın Aşem’e [ulaşana] kadar geri dönerek, sana bugün emrettiklerimin tümü doğrultusunda Sözü’nü dinleyeceksin – hem sen hem çocukların – tüm kalbinle ve tüm canınla.

3. [O zaman] Tanrı tutsak[ durumunda olan]larını geri getirecek ve sana merhamet edecek. Dönüp seni, Tanrın Aşem’in seni saçmış olduğu tüm halklardan toplayacak.

4. Sürgünlerin göklerin ucunda [bile] olsa oradan toplayacak seni Tanrın Aşem ve oradan alacak seni.

5. Tanrın Aşem seni atalarının miras almış olduğu Ülke’ye getirecek ve orayı miras alacaksın. [Tanrı] Sana iyilik edecek ve çoğaltacak – atalarından [bile fazla].

6. Tanrın Aşem’i tüm kalbinle ve tüm canınla sevebilmen için, Tanrın Aşem, kalbini ve soyunun kalbini engellerden arındıracak; bu sayede yaşayacaksın.

7. Tanrın Aşem tüm bu bedduaları, sana zulmetmiş olan düşmanlarına ve senden nefret edenlere yöneltecek.

8. Ama sen teşuva yapacağın, Tanrı’nın Sözü’nü dinleyeceğin ve O’nun, sana bugün emretmekte olduğum tüm Emirleri’ni yerine getireceğin için,

9. Tanrın Aşem seni, iyiliğin için, elinin tüm işlerinde, rahminin meyvelerinde, hayvanlarının meyvelerinde ve toprağının meyvelerinde avantajlı kılacak; zira Tanrı, tıpkı ataların için sevinç duymuş olduğu gibi, senin için de tekrar iyi yönde sevinç duyacak,

10. çünkü Tanrın Aşem’in Sözü’nü, O’nun bu Tora kitabında yazılı olan Emirleri’ni ve Hükümleri’ni gözetmek üzere dinleyeceksin – çünkü Tanrın Aşem’e tüm kalbinle ve tüm canınla döneceksin!

11. [Bil] Ki, sana bugün vermekte olduğum emir senin için erişilmez değildir; uzakta da değildir o.

12. Göklerde değildir ki ‘Kim bizim için göklere çıkıp onu bize getirecek ve öğretecek ki onu uygulayabilelim’ diyesin.

13. Ve denizin ötesinde değildir ki “Kim bizim için denizin ötesine geçip, onu bize getirecek ve öğretecek ki onu uygulayabilelim” diyesin.

14. Aksine, konu sana çok yakındır – ağzında ve kalbindedir – yapman için.

15. Gör! Bugün önüne yaşamı ve iyiyi, ölümü ve kötüyü yerleştirdim.

16. [Şöyle] Ki, sana bugün, Tanrın Aşem’i sevmeni, [böylece] O’nun Yolları’nda yürümeni ve Emirleri’ni, Hükümleri’ni ve Kanunları’nı gözetmeni emretmekteyim ve [bunu yaparsan,] yaşayacaksın, çoğalacaksın ve Tanrın Aşem seni, miras almak üzere gelmekte olduğun Ülke’de mübarek kılacak.

17. Ama kalbini [başka yöne] çevirir ve dinlemezsen, [doğru yoldan] uzaklaşarak başkalarının ilahlarına eğilip onlara taparsan,

18. size bugün [açıkça] söylüyorum ki şüphesiz yok olacaksınız, onu miras almak için Yarden’i geçmek üzere olduğun toprağın üzerindeki günleriniz uzun olmayacak.

19. Gökleri ve yeryüzünü bugün size karşı şahit gösteriyorum: Yaşamı ve ölümü koydum önüne – berahayı ve laneti. Ve [sen,] yaşayabilmen için – hem sen hem de soyun – yaşamı seç!

20. Tanrın Aşem’i sevmeli, Sözü’nü dinlemeli ve O’na yapışmalısın; zira Tanrı’nın, atalarına, Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a, kendilerine vereceğine dair yemin etmiş olduğu toprağın üzerinde yaşamak üzere, yaşamın ve günlerinin uzunluğu O’dur.

PEREK 29

1. Moşe tüm Yisrael’e seslendi ve onlara [şöyle] dedi: Tanrı’nın Mısır’da gözlerinizin önünde Paro’ya, tüm kullarına ve tüm ülkesine yapmış olduğu her şeyi gördünüz-

2. gözlerinin gördüğü büyük meydan okumaları, o büyük işaretleri ve harikaları.

3. Ancak Tanrı bu güne kadar size kavrayacak bir kalp, görecek gözler ve dinleyecek kulaklar vermiş değildi.

4. [Tanrı size şöyle diyor:] “Sizi kırk yıl boyunca çölde yürüttüm. Üzerinizdeki giysileriniz yıpranmadı, ayakkabın da ayağının üstünden yıpranmadı.

5. Benim Tanrınız Aşem olduğumu kavramanız amacıyla, ekmek yemediniz, şarap ve [başka bir] sert içki içmediniz.”

6. Bu yere geldiniz, Heşbon kralı Sihon ve Başan kralı Og savaş için karşımıza çıktı[lar] ve onları mağlup ettik.

7. Ülkelerini ele geçirdik ve onu Reuven, Gad [kabilelerine] ve yarı-Menaşe kabilesine mülk olarak verdik.

8. Bu antlaşmanın sözlerini gözetin ve onları uygulayın. Bu sayede, yapacağınız her şeyde akıllıca davranmış olacaksınız.

9. Bugün siz – hepiniz – Tanrınız Aşem’in Huzuru’nda hazır duruyorsunuz: Kabile başkanlarınız, ileri gelenleriniz ve polisleriniz – her Yisrael erkeği;

10. çocuklarınız, eşleriniz ve kampının içindeki Ger, odun kesenlerinden su çekenlerine kadar [herkes].

11. [Bu eksiksiz mevcudiyetin amacı,] Tanrın Aşem’in seninle bugün kesinleştirmekte olduğu, Tanrın Aşem’in antlaşmasına ve beddualı yeminine dâhil olmandır.

12. Böylece [Aşem] seni bugün Kendi Halkı olarak atayacak ve O senin Tanrın olacak – tıpkı sana söylediği ve tıpkı atalarına, Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a yemin etmiş olduğu gibi.

13. Bu antlaşmayı ve bu beddualı yemini yalnızca sizinle kesinleştiriyor değilim.

14. Hem bugün burada bizimle olup Tanrı’nın Huzuru’nda duranlarla hem de bugün burada bizimle olmayanlarla [yapılmaktadır bu antlaşma ve beddua].

15. [Bunlar gerekli;] Çünkü Mısır Ülkesi’nde oturmuş olduğumuzu ve karşılaştığınız [diğer] ulusların aralarından geçtiğimizi biliyorsunuz.

16. [Tüm bu ulusların] İğrenç ve tiksinti uyandırıcı [putlarını] gördünüz – ahşap ve taş; yanlarındaki gümüş ve altın.

17. [Bu nedenle,] Belki aranızda bugün kalbi, gidip o ulusların ilahlarına tapınmak üzere Tanrımız Aşem’in yanından [başka yöne] yönelen bir erkek veya kadın, aile veya kabile vardır, belki aranızda mazı ve pelin üreten bir kök vardır da,

18. bu bedduanın sözlerini duyduğunda, kanmışı susamışa katmak üzere, içinden avunarak “Canımın çektiği şekilde hareket etsem bile selamette olacağım” diyordur [diye şunu açıkça söylüyorum:]

19. Tanrı onu affetmeye yanaşmayacaktır [bile]! Aksine, böyle bir durumda,

Tanrı’nın öfkesi ve ödünsüzlüğü o kişiye karşı tütecek, bu kitapta yazılı olan bedduanın tümü onun üstüne çökecek ve Tanrı onun ismini göklerin altından silecektir.

20. Tanrı onu, bu Tora kitabında yazılı olan antlaşmanın tüm beddualarına uygun olarak, onun kötülüğüne olacak şekilde, tüm Yisrael kabilelerinden ayıracaktır.

21. Sonraki bir nesil diyecek, [yani] ardınızdan gelecek çocuklarınız – ve uzak bir diyardan gelecek yabancı – zira o ülkenin felaketlerini ve Tanrı’nın ona musallat ettiği hastalıkları görecekler:

22. Kükürt ve tuz [ülkenin] toprağının tümünü yakmış, [toprak,] ekilemeyecek ve yeşertmeyecek, üzerinde hiç ot yetişmeyecek [halde; tıpkı] Tanrı’nın öfkesi ve hiddeti ile tersyüz etmiş olduğu Sedom, Amora, Adma ve Tsevoyim’in altüst oluşu gibi!

23. [Bu görüntü karşısında] Tüm uluslar “Tanrı ne diye bu ülkeye böyle yaptı? Bu büyük gazap nedir?!” diyecekler.

24. Ve [cevaben] diyecekler: “Atalarının Tanrısı Aşem’in onları Mısır Ülkesi’nden çıkardığında kendileriyle kesinleştirdiği antlaşmasını terk ettikleri için [oldu tüm bunlar].

25. Gittiler ve başkalarının ilahlarına taparak onlara eğildiler – hiç bilmedikleri ve [Tanrı’nın] onlara pay etmediği ilahlara.

26. Tanrı’nın öfkesi o ülkeye karşı [işte bu nedenle] alevlendi ve [Tanrı] bu kitapta yazılı olan tüm laneti onun üstüne getirdi.

27. Tanrı onları topraklarının üzerinden öfke, gazap ve büyük bir hiddetle sürerek onları, bugün gibi, başka bir bölgeye savurdu.”

28. Gizli şeyler Tanrımız Aşem’indir; ancak bariz olanlar, bu Tora’nın tüm sözlerini uygulamak üzere ebediyen bizim ve çocuklarımızındır!

PEREK 28

1. Tanrın Aşem’in Sözü’nü mutlak bir şekilde dinler, [O’nun] sana bugün emretmekte olduğum tüm Emirleri’ni titizlikle yerine getirirsen, Tanrın Aşem seni yeryüzünün tüm uluslarının üzerinde yüce bir konuma getirecek;

2. şu berahaların tümü sana gelecek ve seni yakalayacak; [yeter] ki Tanrın Aşem’in Sözü’nü dinle.

3. Şehirde mübarek olacaksın ve kırda mübarek olacaksın.

4 .Rahminin meyveleri, toprağının meyveleri, hayvanlarının meyveleri, sığırının yavruları ve davarının seçkinleri bereketli olacak.

5. Sepetin ve hamur teknen bereketli olacak.

6. Geldiğinde mübarek olacaksın ve çıktığında mübarek olacaksın.

7. Tanrı, sana karşı kalkan düşmanlarının [senin] önünde bozguna uğramasını sağlayacak. [Düşmanların] Sana karşı tek koldan ilerleyecekler, ama önünden yedi yönde kaçacaklar.

8. Tanrı, bereketi [senin] yanına atayacak – ambarlarında ve tüm girişimlerinde [bereket göreceksin] – ve Tanrı Aşem’in sana vermekte olduğu ülkede seni mübarek kılacak.

9. Tanrı, sana yemin etmiş olduğu şekilde, seni Kendi Kutsal Halkı olarak atayacak – [yeter] ki Tanrın Aşem’in emirlerini gözet ve O’nun yollarında yürü.

10. Yeryüzünün tüm halkları Tanrı’nın İsmi’nin senin üzerinde anıldığını görecekler ve sana saygı duyacaklar.

11. Tanrı’nın sana vereceğine dair atalarına yemin etmiş olduğu toprağın üzerinde, Tanrı seni, iyiliğin için, hem rahminin meyvelerinde hem hayvanlarının meyvelerinde hem de toprağının meyvelerinde avantajlı kılacak.

12. Tanrı, sana ülkenin yağışını vaktinde vermek ve seni elinin tüm işlerinde mübarek kılmak üzere, senin için iyi hazinesini, gökleri açacak. Çok sayıda ulusa borç vereceksin, ama sen borç al[mak zorunda kal]mayacaksın.

13. Tanrı seni baş konumuna getirecek – ve kuyruk değil. Yalnızca üstte olacaksın ve altta olmayacaksın – [yeter] ki Tanrın Aşem’in bugün sana gözetmeni ve uygulamanı emretmekte olduğum emirlerine itaat et

14. ve sana bugün emretmekte olduğum sözlerin herhangi birinden sağa veya sola sapıp başkalarının ilahlarının ardından giderek onlara ibadet etme.

15. Olur da, Tanrın Aşem’in Sözü’nü dinlemeyip O’nun, sana bugün emretmekte olduğum tüm Emirleri’ni ve Hükümleri’ni titizlikle yerine getirmezsen, şu bedduaların hepsi üzerine gelip seni yakalayacaktır:

16. Şehirde lanetli olacaksın ve kırda lanetli olacaksın.

17. Sepetin ve hamur teknen lanetli olacak.

18. Rahminin meyveleri, toğrağının meyveleri, sığırının yavruları ve davarının seçkinleri lanetli olacak.

19. Geldiğinde lanetli olacaksın ve çıktığında lanetli olacaksın.

20. Eylemlerinin kötülüğü – beni[m öğretilerimi] terk etmiş olman – yüzünden, Tanrı, sen hızla imha olup yitene kadar, yerine getireceğin tüm girişimlerinde, talihsizliği, paniği, hüsranı, sana karşı salıverecek.

21. Tanrı salgın hastalığı sana yapıştıracak – ta ki seni, miras edinmek üzere gelmekte olduğun toprağın üzerinden tüketene kadar.

22. Tanrı seni, veremle, hummayla, ateşli hummayla, [bedensel] kavrukluk ve kurulukla, [bitki örtüsünün] kavrulması ve solmasıyla vuracak ve [bu felaketler] seni, [sen] yok olana kadar kovalayacak.

23. Başının üstündeki gökyüzün bakır, altındaki toprak da demir [gibi] olacak.

24. Tanrı, ülkenin yağışını toz ve toprak haline sokacak; [bu yağış, sen] imha olana kadar gökyüzünden [senin] üstüne yağacak.

25. Tanrı senin düşmanlarının önünde bozguna uğramanı sağlayacak. Ona karşı tek koldan ilerleyeceksin, ama onun önünden yedi koldan kaçacaksın. Yeryüzünün tüm devletleri için, dehşet verici bir örnek haline geleceksin.

26. Leşin gökyüzünün tüm kuşlarına ve yeryüzünün hayvanlarına yem olacak ve [onları, kovalamak üzere] korkutan olmayacak.

27. Tanrı seni Mısır çıbanıyla, basurla, irinli ve kuru çıbanlarla vuracak, şifa bulamayacaksın.

28. Tanrı seni delilikle, körlükle ve sersemlikle vuracak.

29. Kör birinin karanlıkta el yordamıyla yolunu araması gibi sen öğle vaktinde el yordamıyla yolunu arayacaksın, ama [tuttuğun] yolları başarıya ulaştıramayacaksın. [Aksine,] Tüm günler boyunca yalnızca sömürülüp soyulacaksın ve [seni bu durumdan] kurtaran olamayacak.

30. Bir kadınla evlilik bağı kuracaksın, ama onunla başka bir erkek yatacak; ev inşa edeceksin, ama onda oturamayacaksın; bağ dikeceksin, ama onu kutsiyetinden kurtaramayacaksın.

31. Boğan gözünün önünde boğazlanacak, ama ondan yiyemeyeceksin; eşeğin, önünden gasp edilecek ve sana dönmeyecek; davarın düşmanlarına teslim edilecek ve seni [bu durumdan] kurtaran olmayacak.

32. Oğulların ve kızların başka halka verilecek ve gözlerin görecek, gün boyunca onlar için hasret çekecek ama elinin gücü [bunu engellemeye] yetmeyecek.

33. Toprağının meyvelerini ve tüm çabalarını[n ürünlerini], tanımadığın bir halk yiyecek ve [sen] tüm günler boyunca yalnızca sömürülüp ezileceksin.

34. Gözlerinle göreceğin manzaradan deliye döneceksin.

35. Tanrı seni, dizlerinde ve bacaklarında [çıkacak] kötücül bir çıbanla vuracak ve şifa bulamayıp ayağından başına kadar [çıbanla kaplanacaksın].

36. Tanrı [bu halinle] seni ve başına atayacağın kralını, ne senin tanıdığın ne de atalarının [tanıdığı] bir ulusa götürecek ve orada başkalarının ilahlarına hizmet edeceksin – ahşap ve taş.

37. Tanrı’nın seni güdeceği tüm halkların içinde bir hayret, misal ve ibret [konusu] haline geleceksin.

38. Tarlaya bol [miktarda] tohum ekeceksin, ama az [ürün] toplayacaksın, zira onu çekirgeler tüketecek.

39. Bağlar dikip emek vereceksin; ama şarap içemeyecek, [hatta üzümü bile] toplayamayacaksın, zira onu kurtçuklar yiyecek.

40. Tüm bölgelerinde zeytinler olacak, ama yağı süremeyeceksin [bile], zira zeytinlerin [ağaçtan] dökülüp gidecek.

41. Oğullar ve kızlar getireceksin dünyaya; ama senin olmayacaklar, çünkü tutsaklığa gidecekler.

42. Tüm ağaçlarını ve toprağının meyvelerini cırcır böceği fakirleştirecek.

43. Arandaki yabancı senin üzerinde gittikçe yükselecek ve sen gittikçe alçalacaksın.

44. O sana borç verecek, ama sen ona borç vermeyeceksin. O baş olacak ve sen kuyruk olacaksın.

45. Tüm bu lanetler senin üzerine gelecek ve [sen] imha olana kadar seni takip edip yakalayacak – [hepsi,] Tanrı’nın Sözü’nü dinlemediğin, sana emretmiş olduğu Emirleri’ni ve Hükümleri’ni gözetmediğin için!

46. [Bu lanetler] Hem sende hem de ebediyen soyunda birer işaret ve kanıt teşkil edecek.

47. Her şeyin bol [olduğu bir ortamda] Tanrın Aşem’e mutlulukla ve kalpten bir neşeyle hizmet etmediğin için,

48. Tanrı’nın açlık, susuzluk, çıplaklık ve her şeyden yoksunluk [oramında] sana karşı salıvereceği düşmanlarına hizmet edeceksin. [Bu düşmanların her biri,] Boynuna demir bir boyunduruk geçirecek – ta ki imha edişine kadar.

49. Tanrın uzaktan, yeryüzünün ucundan, bir ulusu bir kartalın [hızla] süzülmesi gibi senin üzerine taşıyacak. Dilini anlamadığın bir ulus [olacak  bu] –

50. ihtiyara saygı göstermeyen, gence acımayan küstah bir ulus.

51. [Bu ulus] Sen imha olana kadar, hayvanının meyvesini ve toprağının meyvesini yiyecek; seni yok edene kadar sana ne tahıl, şıra ve yağ bırakacak ne de sığırının yavrularını ve davarının seçkinlerini.

52. Ülkenin tümünde [o çok] güvendiğin yüksek ve güçlendirilmiş surların düşene kadar sana tüm şehirlerinde kuşatma uygulayacak. Tanrın Aşem’in sana vermiş olduğu ülkenin tümünde sana tüm şehirlerinde kuşatma uygulanacak.

53. Kuşatma ve düşmanının sana uygulayacağı baskı nedeniyle, rahminin meyvesini Tanrın Aşem’in sana vermiş olduğu oğullarının ve kızlarının etini yiyeceksin.

54. Sendeki nazik ve çok titiz adam [bile,] kardeşine, koynuna aldığı karısına ve geriye bıraktığı diğer çocuklarına karşı bencilleşecek,

55. tüm şehirlerindeki kuşatma ve düşmanının sana uygulayacağı baskı nedeniyle, yiyeceği çocuklarının etinden onlardan birine [bile] vermeyip, ona hiçbir şey bırakmayacak.

56. Sendeki, hassasiyet ve titizlikten [dolayı] ayağının tabanını doğrudan toprağın üzerine koymayı denemiş dahi olmayan o en nazlı ve titiz [kadın bile,] koynuna girdiği kocasına, oğluna ve kızına karşı bencilleşecek –

57. ve bacaklarının arasından çıkan döleşine ve doğuracağı çocuklarına karşı! Çünkü şehirlerindeki kuşatma ve düşmanının sana uygulayacağı baskı nedeniyle, her şeyden yoksun bir halde gizlice onları yiyecek.

58. Eğer bu Tora’nın bu kitapta yazılı olan tüm sözlerini, bu Saygın ve Heybetli İsim’e – Tanrın Aşem’e – korku duymak üzere gözetip uygulamazsan,

59. Tanrı sana yönelik darbeleri ve soyuna yönelik darbeleri tahayyül sınırının ötesine taşıyacak. [Bunlar,] Muazzam ve esaslı darbeler, habis ve esaslı hastalıklar [şeklinde tezahür edecek].

60. Mısır’daki o karşılarında dehşete düşmüş olduğun tüm hastalıkları sende [belirecek şekilde] geri getirecek ve [bu hastalıklar] sana yapışacak.

61. Bu Tora kitabında yazılı olmayan her türlü hastalığı ve her türlü darbeyi de, sen imha olana kadar Tanrı senin üzerine musallat edecek.

62. Gökyüzünün yıldızları kadar olacak iken az sayıda insan kalacaksınız – [hepsi,] Tanrın Aşem’in Sözü’nü dinlemediğin için!

63. Tanrı size iyilik yaparken ve sizi çoğaltırken sizin için nasıl sevinç duyduysa, Tanrı aynı şekilde, [düşmanlarınızı da] sizi yok ederken ve sizi imha ederken sizinle ilgili sevindirecek ve miras edinmek üzere gelmekte olduğun toprağın üzerinden sökülüp atılacaksınız.

64. Tanrı seni, yeryüzünün bir ucundan yeryüzünün diğer ucuna kadar tüm halkların içine saçacak ve orada başkalarının, ne senin tanıdığın ne de atalarının [tanıdığı] ilahlarına hizmet edeceksin – ahşap ve taş.

65. O ulusların içinde de sükûn bulmayacaksın ve ayağının tabanı rahat görmeyecek. Tanrı sana orada ürkek bir kalp, hasret ve ıstırap verecek.

66. Hayatın hep şüphe olacak. Gece-gündüz korku duyacaksın ve yaşamına güven duyamayacaksın.

67. Kalbinde  duyacağın korku ve gözlerinle göreceğin [berbat] manzara yüzünden, sabah vaktinde “Keşke akşam olsa” diyeceksin ve akşam vaktinde “Keşke sabah olsa” diyeceksin.

68. Tanrı seni gemilerle Mısır’a geri götürecek – [hakkında] sana “onu bir daha görmeyeceksin” dediğim o yolla! Orada kendinizi düşmanlarınıza köleler ve cariyeler olarak satışa çıkaracaksınız – ama alan olmayacak.

69. Tanrı’nın Moşe’ye, Bene-Yisrael ile – onlarla Horev’de yapmış olduğu antlaşmanın haricinde – Moav Ülkesi’nde yapmasını emrettiği antlaşmanın sözleri bunlardır.